|
 
 
Osman Tufan, 14 Aralık 2011 Çarşamba
 
Açıkçası Ubisoft Assassin’s Creed serisinin ilk oyununa ait tanıtım videosunu yayımladığında, tamamen sonlanan Prince of Persia üçlemesinin yerinin doldurulması amacı güdülerek hazırlanmış bir yapım olduğunu düşünmüştüm. Zira oyunun bu kadar tutacağını o günlerde hayal bile edemezdim. Çünkü Prince of Persia’nın oturmuş bir oyuncu kitlesi, kendisine bağlayan bir hikâyesi vardı. Assassin’s Creed ise bir dizi suikastten ibaret olmakla birlikte kendini tekrar eden bir yapıya sahipti. Fakat Ubisoft, ikinci Assassin’s Creed oyunu ile beraber serinin çehresini değiştirdi. Oyun haricinde seriye yepyeni bir hava katarak, hikaye kurgusunu bir anda en ön plana çıkardı.


Hal böyle olunca Assassin’s Creed serisi ikinci oyunu ile beraber Prince of Persia’nın gölgesinden kurtulup kendi fanlarını edinmeye başladı. Ezio ile gönüllere taht kuran Ubisoft bu karakterin hikayesini bir çırpıda bitirmek yerine kendi içerisinde bir üçleme haline getirdi. Assassin’s Creed 2 ile tanıştığımız Ezio’nun hikayesi Brotherhood ile devam etti. Şimdi ise Revelations ile son kez karşımıza çıkacak olan Ezio’yu bambaşka bir macera bekliyor. Ubisoft çalışanları yarattıkları karakterin bu macerasını şöyle tasvir ediyorlar;


“Bir adam bütün savaşlarını kazanıp, bütün düşmanlarını alt ettiğinde, geride başaracak neyi kalır? Ezio Auditore’un gerçek arayışında cevapları bulabilmek için geçmiş hayatını unutması gerekir. Assassin’s Creed Revelations, Altair’in bıraktığı izlerinden peşinden keşiflerle dolu bir göreve dalan usta suikastçi Ezio Auditore’un macerasıyla devam ediyor.
Tehlikeli bir yolculuk onu İstanbul’a, Osmanlı İmparatorluğunun kalbine sürükler. Burada, gittikçe büyüyen bir orduya sahip Tapınak Şövalyeleri bölgeyi tehdit etmekte ve suikastçıların gizli hazinesini ele geçirmeyi düşünmektedir.
Suikastçılar Birliği’nin geleceğine açılan kapının anahtarının Altair’in gizli kütüphanesinde saklandığı düşünülmektedir. Ezio, Tapınak Şövalyelerini durdurmak için bu kütüphanenin güvenliğini sağlayacak beş mührün arayışına girer.
Serinin bu son oyunu, kahramanımızın hikayesine yeni bir sonuç getirmektedir. Oyuncuları büyüleyici bir çağa götüren, ender yakalanabilen bir gerçeklik seviyesindeki eski şehirlerde dolaştıran ve gerçekle kurguyu büyük bir özgüvenle harmanlayan Assassin’s Creed efsanesine dönüp bakmanın tam zamanı. Ezio’nun hikayesi, ardında yeni sorular bırakarak biter…”


Şimdi bizlerde Ezio’nun son macerasına ortak olup olan biteni sizlerle paylaşacağız. İlk olarak oyunumuzun hikâyesine bir değinelim. Assassin’s Creed Revelations, ilk üç oyun ile olan senaryo bağını sağlam bir şekilde koruyor. Özellikle şunu belirtmeliyim ki, içinizde ilk Assassin’s Creed oyununu oynamamış olanlarınız varsa, Revelations’tan önce bir dönüp Altair’in macerasına da göz atsınlar. Zira Revelations, bir önceki Assassin’s Creed oyunundan ziyade ilk oyunun devamı niteliğinde bir yapım.


Assassin’s Creed Revelations’ta yukarıda da belirtildiği üzere Altair’in liderlik ettiği Suikastçılar Birliğinin geleceğine dair özel notların bulunduğu kütüphanenin anahtarlarını aramak için Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul’a doğru unutulmaz bir yolculuğa yelken açıyoruz. Tabi oyunumuz direk İstanbul surlarının dibinden start almıyor. İlk önce büyük büyük dedemiz Altair’ın kütüphanesinin bulunduğu Masyaf kalesine ufak bir ziyarette bulunuyoruz. Burada anahtarların İstanbul’da olduğunu öğrendikten sonra ise yolculuğumuz başlamış oluyor.


Assassin’s Creed Revelations yapım aşamasında iken Ubisoft yetkililerinin İstanbul’a geldiği ve tarihi yapıların fotoğraflarını çektiğine dair haberleri sizlerle paylaşmıştık. Revelations’ta da görüyoruz ki, Ubisoft çalışanları eski İstanbul’u canlandırma konusunda bir hayli çaba sarf etmişler. Özellikle Ayasofya Müzesi ve Galata Kulesi gerçeklerine bire bir benzetilmiş. Bunun haricinde oyunda Topkapı Sarayı, Fatih Camii, Yerebatan Sarnıcı gibi tanıdık mekânları bulmakta mümkün. Fakat bu yapıların Ayasofya ve Galata Kulesi kadar başarılı senkronize edildiklerini söyleyemeyeceğim.

Gelelim oyunumuzun yapısına. Aslına bakarsanız, Assassin’s Creed Revelations’ta öyle pek bir yenilikte bulunmuyor. Brotherhood’ta karşımıza çıkan oyun sistemi Revelations’ta da bire bir işlenmiş. Öyle ki, hatırlarsanız Roma’da dükkanları açabilmek için Borgia Tower isimli yapıları yapıları patlatmamız gerekiyordu. Tabi ki patlatma işleminden önce Borgia Captain’i bulup işini bitirmemiz lazımdı. İstanbul’da da bu sistem bu şekilde işliyor. Den Tower denilen yerlerden işaret ateşini yakmadan çevresindeki dükkanları aktif edemiyorsunuz. Elbette tahmin edebileceğiniz üzere, Den Tower çevresinde de yetkili kişiyi bulup öldürmeniz ilk kural. Bunları yaptıktan sonra çevredeki dükkânları açabilir ve kira geliri elde etmeye başlayabilirsiniz.


Konumuza dönecek olursak, evet klasik bir Assassin’s Creed oyunuyla daha karşı karşıyayız. Tabi Ubisoft oyunu renklendirmek adına birkaç yeni aksesuarı oyuna eklemeyi unutmamış. Bu yeniliklerden en önemlileri ise sağdan sola atlayıp zıplarken kullandığımız HookBlade ve düşmanlarımızın dikkatini başka yönlere çekmek için kullandığımız çeşitli bombalar. Yeri gelmişken belirteyim, bir önceki Assasin’s Creed oyununda aktif edilen başka suikastçıları başka görevlere gönderme, onları yardıma çağırma gibi özellikler Revelations’ta da aynı şekilde karşımıza çıkıyor.

Bir hayli yaşlanmış olarak karşımıza çıkan Ezio, formundan ise hiç bir şey kaybetmemiş. Özellikle yeni aksesuarı hookblade ile atlayış ve tırmanış senkronizasyonları daha da etkili bir hal almış. Tabi teknolojinin gelişmesiyle birlikte Ezio, barutlu silah kullanımına da bir hayli alışmış. Bu sayede etraftaki dükkanlardan aldığımıza barut ile, gözümüze kestirdiğimiz hedeflerin işini uzaktan da bitirebiliyoruz. Elbette Revelations’ta barutlu silahları kullanabilen bir biz yokuz. O yüzden gözümüzü dört açmamız gerekiyor. Çünkü barutlu silahlar tek bir atışı ile can barımızı çok alt seviyelere çekebiliyor. Özellikle kılıçlı askerlerle girdiğimiz yakın dövüşlerde, bize nişan alıp ateş eden tüfekli askerlere karşıda dikkat etmemiz lazım. Yoksa kısa süre içerisinde Hak’kın rahmetine kavuşabiliyoruz.


Gelelim İstanbul caddelerinde gezen halka. Oyun İstanbul’da geçtiğinden etrafta Türkçe konuşan insanlarla sık sık karşılaşıyorsunuz. Fakat onları dikkatli olarak dinlediğinizde, sürekli aynı diyalogların tekrar edildiğini fark ediyorsunuz. Özellikle kadınlar “Bunu nerden aldın” sözcüğünden hiç vazgeçmiyor. Size şöyle diyebilirim ki, oyunu oynadığım 10 saatlik süreç içerisinde bu sözcüğü 1000’e yakın duymuşumdur. Eee tabi birde işin hırsızlık boyutu var. Biliyorsunuz, Assassin’s Creed 2 oyunundan beri halk arasında aktif hırsızlık yapabiliyoruz. Yani bir nevi yankesicilikte diyebiliriz. Etraftaki halkın parasını çaldığınızda ağır küfürler işitebilirsiniz. Üstelik Türkçe! Ubisoft’lu arkadaşlar sağ olsun, bu konuda bir hayli cömert davranmışlar. Dilimizdeki nadide küfürlerin hepsini oyunda duymak mümkün.

Tabi işin bir de senaryo içi diyalogları var. Oyun her ne kadar Türkçe dil desteğini barındırmıyor olsa da karakterlerin kullandığı yarı Türkçe, yarı İngilizce dil diyaloglara ayrı bir renk katmış. Mesela bir ara videoda Ezio’yu gören bir karakter “Hoş geldin kardeşim” diye diyaloğa başlayarak, İngilizce şeklinde devam edebiliyor. Sonuç olarak Revelations’ta ki İstanbul’u tam olarak başarılı bulduğumu söyleyemem.


Gelelim Revelations’ta ki online yani çoklu oyuncu modlarına. Ubisoft, Brotherhood’ta karşımıza çıkardığı multiplayer sistemini aynı şekilde Revelations’ta da oyuncuların önüne sunmuş. Mantık yine aynı şekilde işliyor. Belirli bir alanın içerisinde, siz birilerinin peşindeyken, başka birisi de sizin peşinize düşüyor. Siz suikastı gerçekleştirmeden, suikasta kurban giderseniz, hedefiniz de değişiyor. Sonuçta belirli bir süre içerisinde en çok adamı öldüren oyuncu birinci oluyor.

Genel olarak Assassin’s Creed Revelations’u değerlendirecek olursak, devam oyununun olması haricide tekrar oyunu olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Ubisoft ne yazık ki Revelations’ta serinin üzerine pekte bir şeyler katamamış. Zira seri bir iki oyun daha bu şekilde giderse bazı şeyler kabak tadı vermeye başlayacaktır. Oyun İstanbul’un tarihi mimarisi içinde geçtiği için Assassin’s Revelations’u mutlaka denemenizi tavsiye ederim.





Yorum ekle
İsim soyad
:
Yorum
:
Bu incelemeyi puanla
:
Onay Kodu (5 Karakter) : Image Verification
Okuyamıyorsanız kodu değiştirin.
Onay Kodu Girişi :
Etik anlayışa uymayan, düzeysiz, birbirinin tekrarı ve ilgili içeriğin konusu ile bağdaşmayan yorumlar silinecektir. Yorumlarınızı anlaşılır bir yazı dili ile imla kurallarına uygun bir şekilde yapmaya, lütfen özen gösteriniz. Teşekkürler.
- Dijikent
Yorumlar
Bu incelemeye henüz bir yorum yapılmamış.
İnceleme Sistemi : PS3
Diğer Sistemler :
Tür : Aksiyon
Yayıncı : Tiglon
Yapımcı : Ubisoft
Çıkış Tarihi :
Dijikent Assassin's Creed Revelations sayfası
 

Dijital Eğlence Yaşam Kültürü
DİJİKENT © 2007