|
 
 
Osman Tufan, 24 Haziran 2010 Perşembe
 


Red Dead Redemption bizleri, kanunun unutulduğu, suçun kol gezdiği, huzurun ne olduğu bilinmeyen Vahşi Batı’nın kurak topraklarına benzersiz bir macera yaşamaya davet ediyor. Bu topraklarda at sürecek, kanunsuzları adalete teslim edecek, insanlara yardım edecek, kısacası Vahşi Batı dendiğinde aklınıza ne geliyorsa onu gerçekleştirebileceksiniz. RDR bizlere filmlerde görüp özendiğimiz her şeyi bu oyunla gerçekleştirebilme fırsatı sunuyor.

Red Dead Redemption, GTA türünden bir oyun ancak, ondan hikaye ve mekan öğeleri bakımından ayrılıyor ve bu yüzden de oynanış da bir takım farklılıklar gösteriyor. Yine de oyunun GTA ile aynı temel işleyişe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Yani harita üzerindeki noktalardan görevler alın, bu görevleri tamamlamanız karşılığında para kazanın. Bu esnada tamamladığınız her bir görev sayesinde karakterinizin amacına daha da yakınlaşın. Daha fazla para kazanmak isterseniz yan görevleri yapın. Paralarınızı kendinize mermi, silah, sağlık gibi çeşitli envanterler almak için kullanın. Bu liste böyle sürüp gidiyor.



Oyundaki ana karakterimizin adı John Marston. Oyun 1911 yılında geçiyor. Eski bir haydut olan Marston’ın eşi Abigal ve oğlu Jack hükümet ajanları tarafından alı koyulur. Ajanların Marston’a teklifi ise açık ancak oldukça zorludur. Ailesini geri kazanabilmek için eski çetesinin kalan üyelerini ortadan kaldırmak zorundadır. Bu amaçla çıktığı yolculukta Bill Williamson ile karşılaşan Marston ağır bir şekilde yaralanır ve kasabadan birileri tarafından kurtarılır. Artık Marston hem ailesini kurtarmak için, hem de intikam almak için Bill’i bulmalıdır.

Red Dead Redemption’da ilk görevler sizi oyuna alıştırmak için tasarlanmış. Nasıl at sürersiniz, nasıl at yakalarsınız, nasıl silah kullanırsınız gibi oyun anında temel gereksinim duyacağınız fonksiyonlar sizlere tanıtılıyor. Birkaç çocuk işi görevden sonraysa gerçek görevleriniz başlıyor. Her ne kadar oyundaki silahlar ve araçlar değişiklik gösterse de görevler GTA’dakiyle oldukça benzer. Birilerini kurtar, bir yerleri bas ve bir şeyler kaçır, at arabasıyla birilerine korumalık yap… Görevler GTA ile oldukça benzerlik gösterse de, genel olarak grup halinde yapılmaları işinizi bir hayli kolaylaştırıyor. Normalde görevlerde size eşlik eden yapay zeka yönetimindeki dostlarınız pek ellerini silahlarına atmazlar ancak Red Dead Redemption’daki dostlarınız bu konuda oldukça etkinler. Siz arka saflarda öldürdüğünüz düşmanların üzerinden silah ve para ararken onlar önden gidip ortalığı temizleyebiliyorlar.


Oyunda yalnız başınıza çıktığınız görevler de elbette bulunuyor ve bu görevlerde tek güvenceniz silahlarınız. Otomatik nişan alma sistemi ve Dead Eye özelliği de çatışma anlarında oldukça işinize yarayacaktır. Özellikle at üstünde, hareket halinde olmanız gereken görevlerde otomatik nişan alma özelliği sayesinde saniyelerce düşmanınıza nişan alma zahmetinden kurtuluyorsunuz ve bu durumu iki tuşlu bir harekete indirgiyorsunuz. Kalabalık düşman gruplarına karşı ve rehine kurtarma anlarında ise Dead Eye özelliği devreye giriyor. Bu özellik oyun dünyası için bir özellik sayılmaz. Benzer uygulamaları daha önce Max Payne, Dead to Rights ve Gun gibi oyunlarda da görmüştük. Kalabalık bir düşman grubuyla karşılaştığınızda gerekli tuşa basıyorsunuz, ekranın rengi değişiyor ve zaman yavaşlıyor. Bu esnada sizde öldüreceğiniz düşmanlarınızı tek tek işaretliyorsunuz ve ardından Marston düşmanlarını hızlıca yere seriyor. Dediğim gibi özellikle kalabalık düşman gruplarına karşı bu özellik oldukça işe yarıyor.

Oyunda siper alma özelliği de oldukça iş görüyor. Siper arkasından çıkıp düşmanla doğrudan çatışmaya girerseniz pek bir şansınızın olacağını söyleyemem. Ancak oyunu sabrederek oynarsanız oldukça kolay olduğu ayrı bir gerçek. Yapımcılar oyuncuya kolaylık sağlamak için her türlü olanağı göz önünde bulundurup oyuna dahil etmişler ancak düşman yapay zekasının pek parlak olmaması, özellikle de hardcore oyuncuların oyundan alacağı zevki azaltacaktır. Aslında bu tür oyunlarda yapay zeka yönünden pek fazla bir beklenti içerisine girmemek gerek ancak, sizi gördüğünde ateş eden ve adam akıllı siper almayı bilen düşmanlarla karşılaşmayı beklemek herkesin hakkı.

Red Dead Redemption bizlere harika bir Vahşi Batı atmosferi sunuyor. Kasabaları, haydutları, oyunlarda görmeye alışık olmadığımız eşsiz manzaraları ve uçsuz bucaksız devasa haritasıyla Vahşi Batı dendiğinde aklınıza ne geliyorsa Red Dead Redemption onu size veriyor. Unutmayın siz bir kovboysunuz ve bir kovboy en çok ne yapar? Çevredeki Wanted posterlerini alarak suçluları yakalar tabi ki de. Marston olarak bunları yapabiliyorsunuz. Ayrıca gidip poker oynayabilir ya da tuş kombinasyonunda iyiyseniz parmaklarınızın arasına bıçak sapladığınız beş parmak oyununu oynayarak da para kazanabilirsiniz.


Malumunuz Vahşi Batı’dayız. Burada GTA’daki lüks arabaları kullanmayı beklemeyin. Oyunda ata biniyor ve at arabalarını sürüyoruz, ancak oldukça yavaş oldukları için at arabalarını mecburiyet dışında kullanacağınızı zannetmiyorum. Zira devasa haritada at sürerek bile bir görev yerinden diğerine gitmeniz birkaç dakikanızı alabiliyor. Arka fonda Vahşi Batı ezgileri çalsa da bu uzun yolculuk anlarında bu fon müzikleri sizi pek oyalamaya yetmiyor. Neyse ki yollarda başınıza çeşitli musibetler gelebiliyor. Örneğin, bir kervana saldırmış bir grup haydutla karşılaşıyorsunuz ve kervanı onların elinden kurtarıyorsunuz. Ya da yolda çaresizce gezinen ve sizden yardım isteyen biriyle karşılaşıyorsunuz, yardım için durduğunuzdaysa işlerin göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkıyor ve bir anda her yanınızdan ateş açılmaya başlıyor. Şansınız varsa bu tuzaktan sağ kurtulabilirsiniz, ancak kalıp çatışmayı tercih ederseniz büyük bir ihtimalle sonunuz pek hayır olmayacaktır. Bu yüzden siz siz olun gözünüzü hep açık tutun.

Pek fazla hayvan türü olmasa da bu çorak arazilerde derisinden, tüyünden ve etinden 5-6 dolar kazanabileceğiniz geyik, tavşan sırtlan gibi çeşitli hayvanlar mevcut. Arada görevlerden bunaldığınızda atınızı kasaba dışına doğru sürüp avcılık yapmak biraz sizi oyalamayı başaracaktır.


Oyunda “Fame” ve “Honor” isimli iki bar mevcut. Bu barlar oyunda yaptığınız hareketlere göre artış ve azalış gösteriyor. Oyunda yaptığınız olumlu hareketlerden sonra honor barınız artış gösteriyor. Örneğin haydutlar tarafından saldırıya uğrayan birilerini kurtarırsanız honor barınız artıyor. Tamamladığınız görevlerden sonraysa Fame barınız artıyor. Sanırım bu sistem oyuncuyu suç işlemekten alı koymak için oyuna dahil edilmiş. Oyunda suç işlediğinizde bir Vahşi Batı geleneği olarak başınıza ödül konuluyor ve şerifler peşinize düşüyor. Sol alt köşedeki mini haritada tıpkı GTA’da olduğu gibi bir daire oluşuyor ve bu dairenin dışına çıkmadan peşinizdeki kanun bekçilerini atlatamıyorsunuz. Başınızdaki ödülden tamamen kurtulmak istiyorsanız, gidip ödülünüzün bedelini ödeyerek başınızdaki ödülü sildirebilirsiniz de.

Red Dead Redemption genel olarak bakıldığında gayet başarılı bir yapım olarak gözüküyor. Oyun içerik bakımından son derece gerçekçi olmasının yanı sıra, görsel ve ses yönünden de gayet kaliteli bir oynanışı bizlere sunuyor. Eğer, Gta tadında bir Vahşi Batı deneyimi isterseniz, Red Dead Redemption’u kesinlikle denemenizi sizlere öneririm.


Yorum ekle
İsim soyad
:
Yorum
:
Bu incelemeyi puanla
:
Onay Kodu (5 Karakter) : Image Verification
Okuyamıyorsanız kodu değiştirin.
Onay Kodu Girişi :
Etik anlayışa uymayan, düzeysiz, birbirinin tekrarı ve ilgili içeriğin konusu ile bağdaşmayan yorumlar silinecektir. Yorumlarınızı anlaşılır bir yazı dili ile imla kurallarına uygun bir şekilde yapmaya, lütfen özen gösteriniz. Teşekkürler.
- Dijikent
Yorumlar
1
utk , 13 Ağustos 2010 Cuma | 22:06:39

merhabalar. bir şey soracağım. john marston öldükten sonra oğlu na neden görev verilmiyor??? oyun bir türlü ilerlemiyor. serüven bitti sanki. hiç hareketli görevler yok. basit ve serbest görevler mevcut. oysaki oyun daha %65 ler de.!!!???
Puan
10
İnceleme Sistemi : PS3
Diğer Sistemler : Xbox360,
Tür : Aksiyon
Yayıncı : Rockstar G.
Yapımcı : Rockstar Games
Çıkış Tarihi :
Türkiye Dağıtıcısı : Aral
Dijikent Red Dead Redemption sayfası
 

Dijital Eğlence Yaşam Kültürü
DİJİKENT © 2007