Osman Tufan, 10 Haziran 2010 Perşembe |
|
|
|
Ubisoft 2004 yılında çıkardığı Prince of Persia: Sands of Time ile bir anda dikkatleri, Pers Prensi’nin üzerine çekmeyi başarmıştı. Oyun, grafikleri, oynanışı ve özellikle masalsı atmosferiyle çok beğenilmişti. Daha sonra gelen Prince of Persia oyunları ise, kombo ve görsellik yönünden ilerleme kaydetmiş olsalar bile, Sands of Time’da ki o masalsı atmosferi yansıtamamışlardı. Two Thornes oyunuyla son bulan Prince of Persia üçlemesinden sonra, Ubisoft aldığı ilginç bir kararla Pers Prensi’ni Cell-Shade karelerine taşıdı. Oyunun tanıtım aşamasında, oyunculardan ve medyadan olumlu tepkiler gelsede oyunun piyasaya sürülmesinin ardından büyük bir eleştiri yağmuru başlamıştı. Neyseki Ubisoft’lu yetkililer Cell-Shade inatlarından çabuk vazgeçtiler ve Pers Prensi’ni bir sonraki oyunda özüne döndüreceklerine dair söz verdiler.
Nitekim, o gün geldi çattı ve Ubisoft, Sands of Time’da ki masalsı havayı, oyunculara hatırlatacağını düşündüğü Prince of Persia: The Forgotten Sands’ı piyasaya sürdü. Şimdi gelin bakalım Ubisoft’lu yetkililer ne kadar sözlerinde durabilmişler.
Prince of Persia: The Forgotten Sands, Prensin, birinci (Sands of Time) ve ikinci oyun (Warior Within) arasında geçirdiği altı senelik boşluğu konu alıyor. Prens babasının isteği üzerine, abisi Malik’in krallığına doğru yola çıkıyor. Fakat bizim Prensin makus kaderinden midir nedir, nereye gitse işler bir türlü yolunda gitmiyor. Prens kardeşinin yanına vardığında da, Malik’in krallığının düşman işgali altında olduğunu görüyor. Zor durumda kalan kardeşine yardım etmek isteyen Prens oradan oraya zıplayarak bir şekilde Malik’in yanına ulaşmayı başarıyor. Malik, Prens’e yani bize, düşman ordularını durdurmanın sadece bir yolu olduğunu, bunun için ona yardım etmemiz gerektiğini söylüyor. Bizde abimizin bu isteğini sorgusuz sualsiz kabul ediyoruz. Ta ki Malik’in planını öğrenene kadar…
Malik, düşman ordularını saf dışı bırakmak için elindeki sihirli bir tılsımla Solomon’un lanetli ordusunu serbest bırakıyor. Prens buna engel olmak istese bile kardeşini durduramıyor ve krallıktaki bütün herkes kumdan heykellere dönüşüyor. Aslında Malik’in planı kısmende olsa işe yaramış oluyor. Sonuçta bütün düşmanları kuma dönüşerek saf dışı kalıyor. Fakat bu seferde karşısında iskelet ve lanetli ucubelerden oluşan Solomon’un ordusunu buluyor. Kardeşimiz Malik’in, Solomon’un ordusunu serbest bırakmasıyla birlikte bizim The Forgotten Sands maceramızda başlamış oluyor.
Prince of Persia: The Forgotten Sands’ta serinin diğer oyunlarıyla kıyaslandığında bir çok değişikliğe gidilmiş. İlk etapta, blok alma sisteminin kaldırıldığı ve Prens’in kombolarının bir hayli azaldığı gözümüze çarpıyor. Ayrıca, blok alma sisteminin olmamasına karşılık, aynı anda üzerimize 40-50 kişinin saldırması Prens’i bir hayli zor durumda bırakabiliyor. Tabi düşmanlarımızın aşırı yavaş olduklarını göz önünde bulundurursak, onları zorlanmadan halt edebileceğinizi söyleyebilirim. Size şöyle bir kıyaslamada bulunayım, durumu daha iyi anlarsınız. Karşınızdaki düşmanınız kılıcını kaldırana kadar siz onun etrafında iki tur atabilirsiniz. Yani Prens, düşmanlarına oranla bir hayli hızlı hareket ediyor. Fakat az öncede dediğim gibi, Prens, The Forgotten Sands’ta öyle pek fazla komboya sahip değil. Düşmanlarınıza karşı yapabildikleriniz, tekme atmaktan ve kılıcınızı savurmaktan ibaret.
Ubisoft, The Forgotten Sands’ta, dövüş sisteminden çok, akrobasi hareketlerine ağırlık vermiş. Oyunu duyururken bahsettikleri masalsı havayı da Prens’e verdikleri büyü tarzındaki güçlerle yansıtmaya çalışmışlar. Şimdi kısaca Prens’in akrobasi hareketlerinden bahsedelim.
Diğer Prince of Persia oyunlarını oynayanlarında bildiği üzere Ubisoft, serinin her oyununda Prens’e bazı yeni akrobasi hareketlerini eklerken bazılarını ise saf dışı bırakıyor. The Forgotten Sands’a eklenenen en önemli hareket ise, Prens’in sulardan oluşan kolon ve çıkıntılara katı bir cisimmiş gibi tutunup, tırmanabilmesi. Peki nasıl oluyorda Prens, sulara hükmedebiliyor?
PoP oyunlarının olmazsa olmazlarından biriside, yakışıklı Prens’imize eşlik edecek bir hatunun olmasıdır. The Forgotten Sands’ta ise bu görevi, Dijjn adlı bir elemantelin üstleniyor. Az önce bahsettiğim sulara hükmetme gücünüde bize Dijjn veriyor. Bunun yanı sıra, zamanı geri alma (PoP oyunlarının olmazsa olmazlarından birisi daha), görünmeyen duvarları görünür hale getirebilme, düşmanın üzerine doğru hızlı bir şekilde uçabilme gibi güçleride Dijjn adlı karakter sayesinde ediniyoruz. Ayrıca Dijjn’in bize verdiği bu güçlerin yanı sıra, öldürdüğümüz düşmanlardan çıkan kum taneleriyle elde ettiğimiz XP’ler aracılığıyla da bir takım büyülere sahip olabiliyoruz.
Kazandığımız XP’ler(tecrübe puanları) belirli bir rakama ulaştığında oyun bize bir gücümüzü açma yada var olan bir gücümüzü upgrade etme yani geliştirme hakkı veriyor. PoP: TFS’de can barımızı, zamanı geri almak için olan göstergemizi, ve suları dondurma zamanımızı bu upgrade menüsü aracılığıyla geliştiriyoruz. Yani can barınızı uzatmak için diğer PoP oyunlarında olduğu gibi gizlenmiş sihirli çeşmeleri aramanıza gerek yok. Ayrıca PoP:TFS’de canınızı doldurmak için, serinin diğer oyunlarında olduğu gibi çeşme kullanmıyorsunuz. Öldürdüğünüz düşmanlarınızdan çıkan kırmızı orblarla canınız otomatik olarak doluyor. Bu kırmızı orblara çevrenizdeki çanak çömlek tarzında ki şeyleri kırarakta ulaşabiliyorsunuz.
Güçlerimizi upgrade etmek için girdiğimiz bu menüde, ilk etapta 4 kapalı gücümüz bulunuyor. Sonra zamanla bunların hepsini açıyoruz. İlk olarak ben can barınızı uzatmanızı öneririm. Her ne kadar düşmanlarınız ağır hareket etse bile, karşınıza gelecek olan devasa düşmanlarınız sizi zorlayabilir.
Upgrade ekranından yararlanarak, kalkan, ateş gücü, rüzgar gücü ve buz gücüne sahip oluyorsunuz. Bu güçlerden kısaca bahsedecek olursak; kalkan gücü adındanda anlaşılacağı gibi, Prens’in etrafında hiçbir şeyden etlkilenmeyen bir kalkan oluşmasını sağlıyor. Bu özellik benim oyunda en çok başvurduğum güçtü. Malum blok alma sistemi rafa kalktığından, kalkan özelliği kalabalık savaşlarda bir hayli işinize yarayacaktır. İkinci olarak ateş gücünden bahsedelim. Bu gücü kullandığınızda Prens, geçtiği yerlere kırmızı lav cinsinden şeyler bırakıyor. Bunlara basan düşmanlarınız kısa süre sonra yok oluyorlar. Diğer bir gücümüz ise rüzgar gücü. Bu güç sayesinde etrafımızı düşmanlar sardığında tek bir yumrukla hepsini dağıtabiliyoruz. Prens, yere yumruğunu vuruyor ve ortaya çıkan rüzgarla düşmanlarımız etrafa savruluyorlar. Son olarak bahsedeceğimiz gücümüz ise buz. Bu gücü aktif hale getirdiğimizde Prens’in kılıcını savurduğu yöne doğru uzayan bir buz şeridi oluşuyor. Bu şerit önüne gelen düşmanları etkisiz hale getiriyor. Az öncede bahsettiğim gibi, bu 4 gücümüzü, upgrade ekranından geliştirip, sürelerini veya etkilerini arttırabiliyoruz.
Prince of Persia: The Forgotten Sands’ta öyle fazla düşman çeşidiyle karşılaşmıyoruz. Üzerimize akın akın saldıran iskelet ordularına bazen dev cüsseli yaratıklar eşlik ediyor. Bunlara aslında bölüm bosslarıda diyebiliriz. Prens’i öyle fazla zorlamasalar bile, diğerleri kadar kolay bir şekilde de ölmüyorlar. Bu bossları öldürmenin en etkili yolu ise var olan güçlerimizi kullanmak. Az öncede bahsettiğim gibi, kalkan gücünüzü kullandığınızda hiçbir şeyin size etki etmediğini düşünürseniz, bu bosslara karşı kalkan gücüyle saldırmanız en doğrusu olacaktır.
Ubisoft, The Forgotten Sands’ta, Sands of Time’da ki masalsı havayı yakaladımı bilemem ama, oyunun bir hayli değişime uğradığı açıkça ortada. Prens’in hareketlerinden tutunda, oyunun yapısına kadar bir çok köklü değişikliğe gidilmiş. Her şeye rağmen Ubisoft ortaya kaliteli bir ürün çıkarmış diyebilirim. The Forgotten Sands’ın çok çok iyi bir Prens oyunu olduğunu söyleyemesek bile, yinede beklentileri karşıladığını söylemek mümkün. Eğer PoP oyunlarını seviyorsanız, Forgotten Sands’tan memnun kalacağınızı garanti edebilirim.
Güzel oyunlu günler. Osman Tufan
|
| Yorum ekle |
 |
|
|
| Yorumlar |
 |
|
|
1 |
Matt , 18 Haziran 2010 Cuma | 20:44:37
Önceki oyunu birçok kişi eleştirse de şahsen ben sevmiştim . Ama şu haliyle prens özüne dönmüş dersek yanlış olmaz
herhalde. İnceleme için teşekkürler. |
Puan
8 |
|
|
2 |
Ender Mercan , 03 Temmuz 2010 Cumartesi | 05:37:13
Hoş inceleme... Fakat bir kaç keredir dikkat ediyorum da, eskisi gibi incelemelerinizde teknik detaya yer vermiyorsunuz.
Nacizane eleştirim =) |
Puan
- |
|
|
3 |
Erdinç Erdaş , 26 Temmuz 2010 Pazartesi | 14:28:00
ii de upgrade menüsüne gelip herhyangi birini seçtiimde upgrade locked yazısı çıkıo ve ben yeni güç felan açamıorum. o nasıl olck |
Puan
- |
|
|
|
|
|